Aradaki 7 farkı bulunuz (1)

image

 

Birkaç ay önceydi.
Arkadaşımla sinemaya gitmiş, filmin başlamasını bekliyorduk. Masamızda Filmekimi’nin kitapçığı vardı. Elime alıp incelemeye başladım. 

Sayfaları karıştırırken bir anda durdum. Kalp atışlarım hızlanmış, boynumdan yukarısı yanmaya başlamıştı (Tepkilerim biraz anormaldir, evet). Heyecan ve mutlulukla büyüyen gözbebeklerim sadece 2 saniye öyle kalabildi. Çünkü reklamını gördüğüm kitap, sandığım gibi OIasılıksız’ın (Adam Fawer) devamı değil, kapağı çakma bir türk romanıydı (Adını hatırlasaydım yukarıdaki varyasyonlara O’nu da eklerdim).

Olasılıksız’ı, henüz patlamadan önce Radikal Kitap Eki’nde görmüştüm. Kenarda, köşede 5-6 cm’lik bir alan ayrılmıştı. Kapak tasarımı dikkatimi çekmiş ve özetini de o sayede okumuştum.
3. sınıftaydım, proje teslim dönemim olmasına rağmen 2 günde bitirmiştim.

Ne diyorduk..hah!
Taklitçilik yeni bir durum değil. Ama bu kadar bariz şekilde olması ayıptan da öte.

Dondurma

Soğuklar iyiden iyiye hissettirmeye başladı artık kendini. Kabanlar, bereler, atkılar çıkıp başroldeki yerlerini almış vaziyetteler. Yazın kavurucu sıcağında ‘kızgın kumlardan serin sulara’ mottosunu bize yaşatan asitli-soğuk içecekler yerini sıcak çikolata, sahlep ve türevlerine bırakmış durumda.

Dün motordan inip, eve yürürken (ve de neden hala bu soğuğa maruz kalmadan ışınlanamadığımız konusunda ciddi kafa yorarken) çaresizce istediğim tek şey sıcacık evime kavuşmaktı. Bacaklarım haricinde tüm vücudumu sabitlemiş, hızlı adımlarla devam ederken birden yavaşladım. Tam önündeydim. Düşünmeden içeri girdim. Ve en sevdiğim olan ‘çukulatalı’ dondurmasından istedim. 

İlk ısırığı aldığım andan itibaren beynim üşüme komutunu vermekten vazgeçmiş, her hücrem tamamen damağımdaki tada odaklanmıştı. İnanılmaz bir hazdı bu. Her seferinde bu keyfi yaşıyor olmak gerçekten müthişti. 

Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da sonu gelmişti. Tek topluk hazine 5 dakika dayanabilmişti bana. Geri dönüp bir top daha almayı düşündüm ama yolu yarılamış, ve evin yakınındaki marketlerden birine yaklaşmıştım. Aldığım haz o kadar keskin ve bağımlılık yaratan cinstendi ki, devamı gelsin istiyordum. Hiç düşünmeden Algida standına  doğru yürüdüm. Gözüme çarpan tek şey Carte D’Or kesme dondurması oldu. 

Eve varıp dondurmadan ilk kaşığı aldığımda yaşadığım ve devamını umduğum haz, suyun lavabodan akması gibi bir anda kayboldu.

Dondurmayı seviyordum ama Bolulu Hasan Usta dondurması bir başkaydı. 

Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirir.
Albert Einstein